ZARAR DOĞRULUKTAN GELSİN,EĞRLİKTEN FAYDA İSTEME

6/4/2007 - hazreti mehdi ali resul

Kategori: din

Hz . Mehdî ve deccâlın alâmetleri

 

 

Soru: Hz. Mehdî'nin ve Deccâl'ın çoktan gelip geçtiği söyleniyor. Bunların alâmetleri nelerdir? Hz. Îsâ da ikinci defa gelmiş midir?

Cevap: Şimdi değil, her devirde câhil kimseler, ba'zı şahıslara Mehdî demişlerdir. Hattâ dengesi bozuk ba'zı kimseler kendilerine Mehdî demişlerse de, Hz. Mehdî'nin hadîs-i şerîfle bildirilip ehli olan âlimlerce açıklanan birçok alâmetileri vardır. İbni Hacer-i Mekkî hazretlerinin (Alâmât-i Mehdî), İmâm-ı Süyûtî hazretlerinin (El-bürhan) ve İmâm-ı Şa'rânî hazretlerinin (Muhtasar-ı Tezkire-i Kurtubî) kitaplarında iki yüze yakın alâmeti bildirilmektedir. Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki:

(Kıyâmet kopmadan önce, Allahü teâlâ, benim evlâdımdan birini yaratır ki, ismi benim ismim gibi, babasının ismi, benim babamın ismi gibi olur. Ondan önce dünya zulümle dolu iken, onun zamanında adâletle dolar.) [Tirmizî]

(Yeryüzüne dört kişi mâlik oldu. İkisi mü'min, ikisi kâfir idi. Mü'min olan Zülkarneyn ile Süleymân aleyhisselâm idi. Kâfir olan ikisi de, Nemrûd ile Buhtunnasar idi. Beşinci olarak, benim evlâdımdan biri yeryüzüne mâlik olacaktır.) [İ.Süyûtî]

(Eshâb-ı Kehf, Hz. Mehdî'nin yardımcıları olacak ve Îsâ aleyhisselâm bunun zamanında gökten inecektir. Îsâ aleyhisselâm, Deccâl ile harb ederken, Hz. Mehdî, onunla beraber olacaktır. Bunun hükümdârlığı zamanında, her zamankinin aksine olarak ve hesâbların tersine olarak, Ramazan-ı şerîfin 14. günü güneş ve ilk gecesinde ay tutulacaktır.) [İ.Süyûtî]

(Mehdî'nin başı hizâsında bir bulut olacaktır. Buluttan bir melek, "Bu Mehdî'dir, sözünü dinleyiniz" diyecektir.) [Ebû Nuaym]

İnsaf etsinler ki...

İmâm-ı Rabbânî hazretleri de bu hadîs-i şerîfleri naklettikten sonra buyuruyor ki:

(O halde insaf etsinler ki, bu alâmetler, [câhillerin Mehdî zannettikleri kimselerde ve] o ölen adamda var mıdır, yok mudur?) [Mektûbât c. 2. m.67]

Yine İmâm-ı Rabbânî hazretleri buyuruyor ki:

(Hz. Mehdî hükûmet sürdüğü zaman, dini yayarken ve sünneti diriltirken, bid'at işlemeye alışmış olan Medîne'deki âlim, bid'atı güzel sandığı ve ibâdet olarak yaptığı için Hz. Mehdî'nin emîrlerine şaşarak "Bu adam bizim dinimizi yok etti" diyecektir. Hz. Mehdî bu âlimi öldürecektir.) [C.1, m.255]

Deccâl öldürülecektir

Hz. Îsâ, Hz. Mehdî ve Deccâl hakkındaki hadîs-i şerîflerden ba'zıları da şöyle:

(Mehdî benim soyumdan gelecektir.) [İbni Mâce]

(Mehdî gelince daha önce görülmemiş bir bereket olacak, ümmetim rahat edecektir.) [İbni Ebî Şeybe]

(Îsâ, evlâtlarımdan Mehdî'nin arkasında namaz kılacaktır.) [İbni Hacer-i Mekkî]

(Gaflete düşmemek için Deccâl'ın ba'zı alâmetlerini bildiriyorum. Boyu kısa, ayakları çarpık, saçları kıvırcık, bir gözü sakattır.) [Ebû Dâvüd]

(Deccâl, Mekke ve Medîne hâriç her yere girer.) [Buhârî, Müslim]

(Deccâl çıkınca, ilâh olduğunu söyler. Onu tasdîk edenin îmânı gider, sevâbı yok olur. Onu yalanlıyanın da geçmiş günâhlarına cezâ verilmez.) [İ.Ebî Şeybe]

(Âdemden, Kıyâmete kadar Deccâl'dan büyük fitne yoktur.) [Müslim]

(Deccâl çıktıktan sonra, Îsâ aleyhisselâm inip Deccâl'ı öldürecektir.) [Müslim]

(Îsâ aleyhisselâm inince Deccâl'ı öldürecektir.) [Ebû Dâvüd]

(Sizin için Deccâl'dan daha çok sapık imâmlardan korkuyorum.) [İ.Ahmed]

(Îsâ aleyhisselâm, Deccâl'ı öldürdükten sonra iki kişi arasında düşmanlık kalmaz.) [Müslim]

(Îsâ aleyhisselâm benim yanıma gömülecektir.) [Tirmizî]

Kütüb-i sitteden Buhârî, Müslim, Ebû Dâvüd, İbni Mâce, Tirmizî ve diğer hadîs âlimlerinin bildirdikleri bu hadîs-i şerîfleri ve Ehl-i sünnet âlimlerinin açıklamalarını akıl ve îmân sâhibi hiç kimse inkâr edemez. Te'vîl etmek de dinimize aykırıdır. Herkes dinin hükümlerini te'vîl etmeye kalkarsa ortada din diye bir şey kalmaz. Bu kadar açık deliller karşısında, Hz. Mehdî'nin ve Deccâl'ın gelip geçtiğini söylemek büyük câhillik veya büyük taassup olur. Hz. Mehdî ve Deccâl gelmiş olsaydı, Kıyâmet de kopmuş olacaktı

1 YorumYorum yaz!Bağlantı

5/4/2007 - İslam Aleminin Başı Sağolsun

Kategori: din

İslam Aleminin Başı Sağolsun

Ülkemizin ve tüm İslam Aleminin kıymetli Alimlerinden,ve dergimizin Yayın Kurulu Başkanı Muhterem Zeki Soyak Hocaefendi Hakkın Rahmetine Kavuşmuştur.

İslam Aleminin başı sağolsun.

Cenazesi 29.05.2005 Pazar günü ikindi namazını müteakip Kayseri Camii  Kebir'den kaldırılarak Kayseri Şehir Mezarlığı'na defnedildi.

Allah Rahmet Eylesin.

Ruhu için Fatiha.

 

BAŞYAZI;

DUR DİYELİM!

ZEKİ SOYAK;

Allah Teâlâ Hud suresinde şöyle buyuruyor:
“Bu sana indirilen hikmet sahibi ve her şeyden haberdar alan Allah tarafından ayetleri sağlamlaştırılmış, sonra da açıklanmış bir kitaptır. Habibim, de ki: Bu kitap Allah’tan başkasına ibadet etmemeniz için indirildi. Şüphesiz ki ben O’nun tarafından size gönderilmiş bir uyarıcı ve müjdeciyim.”
Demek ki mümin zaman zaman şaşırıyor bu sebeple, Allah Teâlâ bu muhkem kitapla, bu kelam-ı ilahî ile kıyamet sabahına kadar gelecek bütün insanlığı sakın yeniden sapmayın, nefislerinize zebun olmayın diye uyarıyor. İnsanlar zaman zaman nefsine, zaman zaman bazı düzenlere, rejimlere, bazen kula kul oluyor. 
...»»Devamı için...

ilkadım'dan

ÖLÇÜLER VE DENGELER;

ALLAH'TAN İTTİKA-1

ZEKİ SOYAK;

Allah celle celaluhu Talak suresinin 2. ayetinin son kısmı ve 3. ayette şöyle buyuruyor: “Kim, Allah'tan korkarsa; Allah ona bir çıkış yolu ihsan eder. Ve onu ummadığı yerden rızıklandırır. Kim Allah'a güvenirse O, ona yeter. Allah, emrini yerine getirendir. Allah her şey için bir ölçü koymuştur.”
»»
Devamı için...

1 YorumYorum yaz!Bağlantı

4/4/2007 - GERÇEK İSLAM AHLAKI

Kategori: egitim

İSLAM BARIŞ DİNİDİR

GERÇEK İSLAM AHLAKI


Bir din adına ortaya çıktığını ileri süren insanların bir kısmı, o dini yanlış anlıyor ve yanlış uyguluyor olabilirler. O nedenle bu insanlara bakarak o din hakkında fikir edinmek yanlış olur. Bir dini tanımanın en doğru yolu, o dinin kutsal kaynağını incelemektir.

İslam'ın kutsal kaynağı Kuran'dır. Ve Kuran'da öğretilen ahlak modeli, bugün "İslam" dendiğinde bazı Batılıların zihninde oluşan imajdan tamamen farklıdır. Kuran ahlakı, sevgi, şefkat, merhamet, tevazu, fedakarlık, tolerans ve barış kavramlarına dayanmaktadır. Bu ahlakı gerçek anlamda yaşayan bir Müslüman, son derece kibar, ince düşünceli, hoşgörülü, güvenilir, uyumlu bir insan olur. Etrafına sevgi, saygı, huzur ve yaşama sevinci verir.

İslam barış ve esenlik dinidir

İslam kelimesi, Arapça'da "barış" kelimesiyle aynı anlama gelir. İslam, Allah'ın sonsuz merhamet ve şefkatinin yeryüzünde tecelli ettiği huzur ve barış dolu bir hayatı insanlara sunmak için indirilmiş bir dindir. Allah tüm insanları, yeryüzünde merhametin, şefkatin, hoşgörünün ve barışın yaşanabileceği model olarak İslam ahlakına çağırmaktadır. Bakara Suresi'nin 208. ayetinde şöyle buyurulmaktadır:

"Ey iman edenler, hepiniz topluca "barış ve güvenliğe (Silm'e, İslam'a) girin ve şeytanın adımlarını izlemeyin. Çünkü o, size apaçık bir düşmandır."

Ayette görüldüğü gibi Allah, insanların "güvenliği"nin ancak İslam'a girilmesi, Kuran ahlakının yaşanmasıyla sağlanabileceğini bildirmektedir.

Allah bozgunculuğu lanetlemiştir

Allah, insanlara kötülük yapmaktan sakınmalarını emretmiş; küfrü, fıskı, isyanı, zulmü, zorbalığı, öldürmeyi, kan dökmeyi yasaklamıştır. Allah'ın bu emrine uymayanlar, ayetin ifadesiyle "şeytanın adımlarını izleyenler" olarak nitelendirilmiş ve açıkça Allah'ın haram kıldığı bir tutum içerisine girmişlerdir. Kuran'da bu konudaki birçok ayetten sadece iki tanesi şöyledir:

"Allah'a verdikleri sözü, onu kesin olarak onayladıktan sonra bozanlar, Allah'ın ulaştırılmasını emrettiği şeyi kesip-koparanlar ve yeryüzünde bozgunculuk çıkaranlar; işte onlar, lanet onlar içindir ve yurdun kötü olanı da onlar içindir." (Rad Suresi, 25)

"Allah'ın sana verdiğiyle ahiret yurdunu ara, dünyadan da kendi payını (nasibini) unutma. Allah'ın sana ihsan ettiği gibi, sen de ihsanda bulun ve yeryüzünde bozgunculuk arama. Çünkü Allah, bozgunculuk yapanları sevmez." (Kasas Suresi, 77)

Görüldüğü gibi, Allah, İslam dininde, terör, şiddet anlamlarını da kapsayan her türlü bozgunculuk hareketini yasaklamış ve bu tür bir eylem içinde olanları lanetlemiştir. Müslüman dünyayı güzelleştiren, imar eden insandır.

İslam, düşünce hürriyetini ve hoşgörüyü savunur

İnsanların fikir, düşünce ve yaşam özgürlüğünü açıkça sağlayan ve güvence altına alan bir din olan İslam, insanlar arasında gerginliği, anlaşmazlığı, birbirlerinin hakkında olumsuz konuşmayı ve hatta olumsuz düşünceyi (zan) dahi engelleyen ve yasaklayan emirler getirmiştir.

Değil terör ve çeşitli şiddet eylemi, İslam, insanların üzerinde fikri olarak bile en ufak bir baskı kurulmasını yasaklamıştır:

"Dinde zorlama (ve baskı) yoktur. şüphesiz, doğruluk (rüşd) sapıklıktan apaçık ayrılmıştır." (Bakara Suresi, 256)

"Onlara 'zor ve baskı' kullanacak değilsin." (Gaşiye Suresi, 22)

İnsanların bir dine inanmaya veya o dinin ibadetlerini uygulamaya zorlanması, İslam'ın özüne ve ruhuna aykıdır. Çünkü İslam, inanç için özgür iradeyi ve vicdani bir kabulü şart koşar. Elbette Müslümanlar birbirlerini Kuran'da anlatılan ahlaki vasıfların uygulanması için uyarabilir, teşvik edebilirler. Ama asla bu konuda bir zorlama yapılamaz. Ya da dünyevi bir imtiyaz tanınarak, kişi dini uygulamaya yönlendirilemez.

Bunun aksi bir toplum modeli varsayalım. Örneğin insanların ibadet yapmaya zorlandıklarını farzedelim. Böyle bir toplum modeli İslam'a tamamen aykırıdır. Çünkü inanç ve ibadet, sadece Allah'a yönelik olduğunda bir değer taşır. Eğer bir sistem insanları inanca ve ibadete zorlayacak olursa, bu durumda insanlar o sistemden korktukları için dindar olurlar. Din açısından makbul olan ise, vicdanların tamamen serbest bırakıldığı bir ortamda Allah rızası için dinin yaşanmasıdır.

Allah masum insanların öldürülmesini haram kılmıştır

Bir insanı suçsuz yere öldürmek, Kuran'a göre en büyük günahlardan biridir:

"Kim bir nefsi, bir başka nefse ya da yeryüzündeki bir fesada karşılık olmaksızın (haksız yere) öldürürse, sanki bütün insanları öldürmüş gibi olur. Kim de onu (öldürülmesine engel olarak) diriltirse, bütün insanları diriltmiş gibi olur. Andolsun, elçilerimiz onlara apaçık belgelerle gelmişlerdir. Sonra bunun ardından onlardan bir çoğu yeryüzünde ölçüyü taşıranlardır. (Maide Suresi, 32)

"Ve onlar, Allah ile beraber başka bir ilah'a tapmazlar. Allah'ın haram kıldığı canı haksız yere öldürmezler ve zina etmezler. Kim bunları yaparsa 'ağır bir ceza ile' karşılaşır. (Furkan Suresi, 68)

Yukarıdaki ayetlerde görüldüğü gibi, masum insanları haksız yere öldüren kişiler büyük bir azapla tehdit edilmişlerdir. Allah tek bir kişiyi öldürmenin, tüm insanları öldürmek kadar ağır bir suç olduğunu haber vermiştir. Allah'ın sınırlarını koruyan bir insanın değil binlerce masum insanı katletmek, tek bir insana bile zarar verme ihtimali yoktur. Dünyada adaletten kaçarak cezadan kurtulacağını sananlar, öldükten sonra, ahirette Allah'ın huzurunda verecekleri hesaptan asla kaçamayacaklardır. İşte bu nedenle ölümlerinin ardından Allah'a hesap vereceklerini bilen müminler Allah'ın sınırlarını korumakta büyük bir titizlik gösterirler.

Allah, müminlere şefkatli ve merhametli olmalarını emreder

Bir ayette Müslüman ahlakı şöyle anlatılmaktadır:

"Sonra iman edenlerden, sabrı birbirlerine tavsiye edenlerden, merhameti birbirlerine tavsiye edenlerden olmak. İşte bunlar, sağ yanın adamlarıdır." (Beled Suresi, 17-18)

Allah'ın, ahiret günü kurtuluşa erenlerden olmaları, rahmetine ve cennetine kavuşabilmeleri için kullarına indirdiği ahlakın en önemli özelliklerinden biri ayette görüldüğü gibi "merhameti birbirlerine tavsiye edenlerden olmak"tır.

Kuran'da tarif edilen İslam son derece modern, aydınlık, ilerici bir yapıya sahiptir. Gerçek Müslüman, herşeyden önce, barışçı, hoşgörülü, demokrat ruhlu, kültürlü, aydın, dürüst, sanattan ve bilimden anlayan, medeni bir kişilik yapısına sahiptir.

Kuran'ın getirdiği güzel ahlakla yetişen bir Müslüman, herkese İslam'ın öngördüğü sevgiyle yaklaşır; her türlü fikre karşı saygılıdır; estetiğe ve sanata değer verir, olaylar karşısında her zaman uzlaştırıcı, gerilimi azaltan, kucaklayıcı, itidalli davranışlar sergiler. Böyle insanların oluşturdukları toplumlarda ise, bugün en modern devletler arasında gösterilen ülkelerden daha gelişmiş bir medeniyet, yüksek bir toplumsal ahlak, neşe, huzur, adalet, güvenlik, bolluk ve bereket hakim olacaktır.

Allah hoşgörü ve affediciliği emretmiştir

Kuran-ı Kerim'in Araf Suresi'nin 199. ayet-i kerimesindeki "Sen af yolunu benimse" sözleriyle ifade edilen "affedicilik ve hoşgörü" kavramı, İslam dininin temel kaidelerinden birini oluşturur.

İslam tarihine bakıldığında, Müslümanların Kuran ahlakının bu önemli özelliğini sosyal yaşama nasıl geçirdikleri çok açık bir şekilde görülür. Müslümanlar ulaştıkları her noktada, hatalı uygulamaları ortadan kaldırarak hür ve hoşgörülü bir ortam oluşturmuştur. Din, dil ve kültür bakımından birbirine taban tabana zıt olan halkların aynı çatı altında barış ve huzur içerisinde yaşamalarını sağlamış, kendisine tabi olanlara da büyük bir ilim, zenginlik ve üstünlük kazandırmıştır. Nitekim büyük bir coğrafyaya yayılmış olan Osmanlı İmparatorluğu'nun varlığını yüzyıllarca devam ettirebilmesindeki en önemli nedenlerden biri, İslam'ın getirdiği hoşgörü ve anlayış ortamının yaşanması olmuştur. Asırlardır hoşgörülü ve şefkatli yapılarıyla tanınmış olan Müslümanlar, her zaman dönemlerinin en merhametli ve en adil kişileri olmuşlardır. Bu çok uluslu yapı içerisindeki tüm etnik gruplar, yıllarca mensubu oldukları dinleri özgürce yaşamışlar, üstelik dinlerini ve kültürlerini yaşayabilecekleri tüm imkanlara da sahip olmuşlardır.

Gerçek anlamda Müslümanlara mahsus olan hoşgörü, ancak Kuran'ın emrettiği doğrultuda uygulandığında tüm dünyaya barış ve esenlik getirir. Nitekim Kuran'da "İyilikle kötülük eşit olmaz. Sen, en güzel bir tarzda(kötülüğü) uzaklaştır; o zaman, (görürsün ki) seninle onun arasında düşmanlık bulunan kimse sanki sıcak bir dost (un) oluvermiştir." (Fussilet Suresi, 34) ayet-i kerimesi ile bu özelliğe dikkat çekilmiştir.

Sonuç

Tüm bunlar, İslam'ın insanlara öğütlediği ahlak özelliklerinin, dünyaya barış, huzur ve adalet getirecek erdemler olduğunu göstermektedir. Şu an dünya gündeminde olan ve adına "İslami terör" denen barbarlık ise, Kuran ahlakından tamamen uzak, cahil ve bağnaz insanların, dinle gerçekte hiç bir ilgisi olmayan canilerin eseridir. İşledikleri vahşetleri İslam kisvesi altında yürütmeye çalışan bu kişi ve gruplara karşı uygulanacak kültürel çözüm, gerçek İslam ahlakının insanlara öğretilmesidir.

Başka bir deyişle, İslam dini ve Kuran ahlakı, terörizmin ve teröristlerin destekleyicisi değil, yeryüzünü terörizm belasından kurtaracak çaredir.

yok YorumYorum yaz!Bağlantı

2/4/2007 - Yasin Suresi

Kategori: din

Yasin Suresi  
Tefsir İçin Ayet Numaralarını Tıklayınız
Mekke'de nazil olmuştur. 83 âyettir. Sûre, ismini iki harften olan ilk âyetten almıştır. "Yâsin", genellikle "Ey insan!" manasına geldiği kabul edilir. Bununla kastedilen, Hz. Peygamber'dir. Yâsin sûresi Kur'an'ın kalbi kabul edilmiş ve müslümanlar arasında ayrı bir önem kazanmıştır.
Rahman Rahim olan Allah'ın adıyla

1.Yasîn.
2.Andolsun hikmetli Kur'an'a,
3. Gerçekten sen, gönderilen (elçi)lerdensin.
4.Dosdoğru bir yol üzerinde(sin).
5. (Kur'an) Güçlü ve üstün olan, esirgeyen (Allah')ın indirmesidir.
6.Babaları uyarılmamış, böylece kendileri de gafil kalmış bir kavmi uyarman için (gönderildin).
7. Andolsun, onların çoğu üzerine o söz hak olmuştur; artık inanmazlar.
8. Gerçekten Biz onların boyunlarına, çenelere kadar (dayanan) halkalar geçirdik; bu yüzden başları yukarı kalkıktır.
9.Biz önlerinde bir sed, arkalarında bir sed çektik. Böylelikle onları örtüverdik, artık görmezler.

10. Kendilerini uyarsan da, uyarmasan da onlar için birdir; inanmazlar.
11.Sen ancak, zikre (Kur'an'a) uyan ve gayb ile Rahman olan (Allah')a (karşı) içi titreyerek korku duyan kimseyi uyarırsın. İşte böylesini, bir bağışlanma ve üstün bir ecirle müjdele.
12. Şüphesiz Biz, ölüleri Biz diriltiriz; onların önden takdim ettiklerini ve eserlerini Biz yazarız. Biz herşeyi, apaçık bir kitapta tespit edip korumuşuz.
13. Sen onlara, o şehir halkının örneğini ver; hani oraya elçiler gelmişti.
14. Hani onlara iki (elçi) göndermiştik, fakat ikisini yalanlamışlardı. Biz de (iki elçiyi) bir üçüncüyle güçlendirdik; böylece dediler ki: "Şüphesiz biz, size, gönderilmiş elçileriz."
15.Dediler ki: "Siz, bizim benzerimiz olan bir beşerden başkası değilsiniz, Rahman (olan Allah) da herhangi bir şey indirmiş değildir. Siz, yalnızca yalan söylüyorsunuz."
16.Dediler ki: "Rabbimiz, gerçekten size gönderilmiş elçiler olduğumuzu bilir."
17. "Bizim üzerimizde de (sorumluluk ve görev olarak) apaçık bir tebliğden başkası yoktur."
18. Dediler ki: "Herhalde biz, sizlerden dolayı uğursuzluğa uğradık. Eğer (bu söylediklerinize) bir son vermeyecek olursanız, andolsun, sizi taşa tutacağız ve mutlaka bizden yana size acı bir azap dokunacaktır."
19.Dediler ki: "Uğursuzluğunuz, sizinledir. Size öğüt verildi diye mi (uğursuzluğa uğradınız)? Hayır, siz ölçüyü taşıran bir kavimsiniz."
20. Şehrin en uzak yerinden bir adam koşarak geldi: "Ey kavmim, elçilere uyun" dedi.
21. "Sizden ücret istemeyenlere uyun, onlar hidayet bulmuş kimselerdir."
22. "Bana ne oluyor ki, beni yaratana kulluk etmeyecekmişim? Siz O'na döndürüleceksiniz."
23. "Ben, O'ndan başka İlahlar edinir miyim ki, Rahman (olan Allah), bana bir zarar dileyecek olsa, ne onların şefaati bana bir şeyle yarar sağlar, ne de onlar beni kurtarabilirler."
24. "O durumda ise, gerçekten ben apaçık bir sapıklık içinde olmuş olurum."
25. "Şüphesiz ben, sizin Rabbinize iman ettim; işte beni işitin."
26.Ona: "Cennete gir" denildi. O da: "Keşke benim kavmim de bir bilseydi" dedi.
27. "Rabbimin beni bağışladığını ve ağırlananlardan kıldığını."
28. Kendisinden sonra ise, kavminin üzerine gökten bir ordu indirmedik; indirecek de değildik.
29. (Ancak onlara) Yalnızca bir tek çığlık (yetti); anında sönüverdiler.
30.Yazıklar olsun kullara; ki onlara bir elçi gelmeyegörsün, mutlaka onunla alay ederlerdi.
31. Görmüyorlar mı, kendilerinden önce nice nesilleri helak ettik? Onlar, bir daha kendilerine dönmemektedirler.
32. Ancak onların hepsi, toplanmış olarak Huzurumuz'a getirilmişlerdir.
33.Ölü toprak kendileri için bir ayettir; Biz onu dirilttik, ondan taneler çıkarttık, böylelikle ondan yemektedirler.
34.Biz, orada hurmalıklardan ve üzüm-bağlarından bahçeler kıldık ve içlerinde pınarlar fışkırttık:
 
35.Onun ürünlerinden ve kendi ellerinin yaptıklarından yemeleri için. Yine de şükretmiyorlar mı?
36.Yerin bitirdiklerinden, kendi nefislerinden ve daha bilmedikleri nice şeylerden bütün çiftleri yaratan (Allah çok) Yücedir.
37.Gece de kendileri için bir ayettir. Gündüzü ondan sıyırıp yüzeriz, hemen artık karanlıkta kalıvermişlerdir.
38. Güneş de, kendisi için (tespit edilmiş) olan bir müstakarra doğru akıp gitmektedir. Bu, üstün ve güçlü olan, bilen (Allah)ın takdiridir.
39.Ay'a gelince, Biz onun için de birtakım uğrak yerleri takdir ettik; sonunda o, eski bir hurma dalı gibi döndü (döner).
40. Ne Güneş'in Ay'a erişip-yetişmesi gerekir, ne de gecenin gündüzün önüne geçmesi. Her biri bir yörüngede yüzüp gitmektedirler.
41.Onların soylarını dolu gemilerde taşımamız da kendileri için bir ayettir.
42. Ve onlar için binmekte oldukları bunun benzeri (nice) şeyleri yaratmamız da.
43. Eğer dilersek onları batırır-boğarız; bu durumda ne onların imdadına yetişen olur, ne de kurtulabilirler.
44. Ancak Bizden bir rahmet olması ve (onları) belirli bir zamana kadar yararlandırmamız başka.
45.Onlara: "Önünüzde ve arkanızda olandan sakının, belki esirgenirsiniz" denildiğinde, (dinlemeyip inkara devam edenler).
46.Onlara, Rablerinin ayetlerinden bir ayet gelmeyi görsün, mutlaka ondan yüz çevirirler.
47.Ve onlara: "Size Allah'ın rızık olarak verdiklerinden infak edin" denildiği zaman, o inkar edenler iman edenlere dediler ki: "Allah'ın, eğer dilemiş olsaydı yedireceği kimseyi biz mi yedirecek mişiz? Gerçekten siz, apaçık bir şaşkınlık içindesiniz."
48.Ve derler ki: "Eğer doğru söylüyorsanız bu tehdit (etmekte olduğunuz yıkım ve azap) ne zamanmış?"
49. Onlar, yalnızca tek bir çığlıktan başkasını gözetmezler, onlar birbirleriyle çekişip-dururken o kendilerini yakalayıverir.
50.Artık ne bir tavsiyede bulunmağa güç yetirebilirler, ne ailelerine dönebilirler.
51.Sur'a üfürülmüştür; böylece onlar kabirlerinden (diriltilip) Rablerine doğru (dalgalar halinde) süzülüp-giderler.
52.Demişlerdir ki: "Eyvahlar bize, uykuya-bırakıldığımız yerden bizi kim diriltip-kaldırdı? Bu, Rahman (olan Allah)ın va'dettiğidir, (demek ki) gönderilen (elçi)ler doğru söylemiş".
53.O, yalnızca bir tek çığlıktan başkası değildir; artık onların hepsi toplanmış olarak Huzurumuz'a getirilmişlerdir.
54.İşte bugün hiç kimseye (hiç)bir şeyle zulmedilmez ve siz de yaptıklarınızdan başkasıyla karşılık görmezsiniz.
55.Gerçek şu ki, bugün cennet halkı, 'sevinç ve mutluluk dolu' bir meşguliyet içindedirler.
56.Kendileri ve eşleri, gölgeliklerde, tahtlar üzerinde yaslanmışlardır.
57.Orada taptaze-meyveler onların ve istek duydukları herşey onlarındır.
58. Çok esirgeyen Rabb'dan onlara bir de sözlü "Selam" (vardır).
59."Ey suçlu-günahkarlar, bugün siz bir yana çekilin."
60,"Ey Ademoğulları, ben size and vermedim mi ki: Şeytana kulluk etmeyin, çünkü, o, sizin için apaçık bir düşmandır;"
61."Bana kulluk edin, doğru yol budur."
62.Andolsun o, sizden birçok insan-neslini saptırmıştı. Yine de aklınızı kullanmıyor muydunuz?
63.İşte bu, size vadedilmiş cehennemdir.
64. İnkar etmenize karşılık olmak üzere bugün oraya girin.
65.Bugün Biz onların ağızlarını mühürleriz; (günahtan ve sevaptan yana) kazandıklarını, elleri Bize söylemekte, ayakları (aleyhlerinde) şahitlik etmektedir.
66.Eğer dilemiş olsaydık, gözlerinin üstüne bastırır-kör ederdik, böylece yola dökülüp-koşuşurlardı. Fakat nasıl göreceklerdi ki?
67.Eğer dilemiş olsaydık, oldukları yerde (en görkemli çağlarında) onları bir başka kalıba sokardık; böylece ne ileri gitmeye, ne geri dönmeye güç yetirebilirlerdi.
68.Kime uzun ömür verirsek, yaratılışta onu tersine çeviririz. Yine de akıllarını kullanmayacaklar mı?
69.Biz ona (Peygambere) şiir öğretmedik; (bu,) ona yakışmaz da. O (kendisine indirilen Kitap), yalnızca bir öğüt ve apaçık bir Kur'an'dır.
70. (Kur'an,) Diri olanları uyarıp korkutmak ve kafirlerin üzerine sözün hak olması için (indirilmiştir).
71.Ellerimizin yaptıklarından kendileri için nice hayvanları yarattığımızı görmüyorlar mı? Böylece bunlara malik oluyorlar.
72.Biz onlara kendileri için boyun eğdirdik; işte bir kısmı binekleridir, bir kısmını(n da etini) yiyorlar.
73.Onlarda kendileri için daha nice yararlar ve içecekler vardır. Yine de şükretmeyecekler mi?
74.Yardım görürler umuduyla, Allah'tan başka İlahlar edindiler.
75. Onların (o İlahların) kendilerine yardım etmeye güçleri yetmez; oysa kendileri onlar için hazır bulundurulmuş askerlerdir.
76.Öyleyse onların sözleri seni hüzne kaptırmasın. Gerçekten Biz, sakladıklarını da, açığa vurduklarını da biliyoruz.
77. İnsan, Bizim kendisini bir damla sudan yarattığımızı görmüyor mu? Şimdi o, apaçık bir düşman kesilmiştir.
78.Kendi yaratılışını unutarak Bize bir örnek verdi; dedi ki: "Çürümüş-bozulmuşken, bu kemikleri kim diriltecekmiş?"
79. De ki: "Onları, ilk defa yaratıp-inşa eden diriltecek. O, her yaratmayı bilir."
80.Ki O, size yeşil ağaçtan bir ateş kılandır; siz de ondan yakıyorsunuz.
81.Gökleri ve yeri yaratan, onların bir benzerini yaratmağa kadir değil mi? Elbette (öyledir); O, yaratandır, bilendir.
82.Bir şeyi dilediği zaman, O'nun emri yalnızca: "Ol" demesidir; o da hemen oluverir.
83.Herşeyin melekutu (hükümranlık ve mülkü) elinde bulunan (Allah) ne Yücedir. Siz O'na döndürüleceksiniz.
Bu sitede yayınlanan meali, siteyi referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalayabilir ve çoğaltabilirsiniz.

Ana Sayfa
yok YorumYorum yaz!Bağlantı

31/3/2007 - MEVİZELERLE İSLAMİYETİN SÜNNETLERİ

Kategori: tasavvuf

MEVİZELERLE İSLAMİYETİN SÜNNETLERİ

MÜSLÜMANIN KENDİ NEFSİNİ ATEŞTEN KORUMASININ GEREKLİLİĞİ

 

Müslüman bir kimseye kendi nefsini ateşten ve Allah’ın gazabından koruması gerekir. Kur’an-ı Kerim bize temel olarak kişinin kendi nefsini ateşten koruması hususunda iki düstur sunar. Birisi Haramlardan kaçınmakla ve diğeri de Salih amellerle bezenmekle mümkün olacağıdır. Bunun için evvela: Zahiri ve batıni haramlardan uzak durmak sureti ile, günlük hayatını şu esas üzere bina etmelidir: (التخلى ثم التحلى) ‘Boşaltmak sonra süslemek.’ ([1]) Yani bu sözün manası şudur: Rezilliğin her çeşidinden kaçınmak ve bu sayede faziletlerle süslenmek demektir. Çünkü usul-ü fıkıhta bildirildiği üzere: (دفع المفاسد مقدم على جلب المصالح) ‘Fesadı def etmek, maslahatı teminden önceliklidir..’ kaidesi vardır. Çünkü şer’i şerifin yasaklara karşı gösterdiği itina, emirlere olan itinasından daha fazladır. ([2]) Mesela bir ayetle örnek vermek gerekirse:

فَمَنْ يَكْفُرْ بِالطَّاغُوتِ وَيُؤْمِنْ بِاللَّهِ..

“Kim tağutu inkar ederse, Allah’a iman etmiş olur..” ([3])

Ayetin (فَمَنْ يَكْفُرْ بِالطَّاغُوتِ) ‘Kim tağutu inkar ederse..’ kısmı, (التخلى) kısmını oluşturur. (وَيُؤْمِنْ بِاللَّهِ) ‘Allah’a iman etmiş olur..’ kısmı da (التحلى) kısmını oluşturur. Yani kalp tağuttan yana selamet bulacak ki, Allah’a iman gerçekleşsin.

Şimdi, Kur’an-ı Kerimin bize sunduğu bu eşsiz modeli kısaca ele alalım.

1..) Haramlardan Kaçınmak

Usul-ü Fıkıh tabirince Haram; Allah teala bir fiilin, yapılmamasını kesin ve bağlayıcı tarzda istemiş ise, bu ‘TAHRİM’dir. Bu talebe bağlanan sonuç ‘HÜRMET’ ve yapılmaması istenen fiil ise ‘HARAM’ veya ‘MUHARREM’dir ([4]) ve bu yasağa karşı gelen, dünyada şer’i cezalara, ahirette de ilahi azaba maruz kalır ([5]) diye tarif edilmiştir.

Allah teala bir kısım yasaklar koymuştur ve bu yasakların hükmünü de ‘HARAM’ olarak belirlemiştir. Yasak kılınan bu haramlar incelendiği zaman görülür ki, tabiatı çirkin ve kötü olan zararlı unsurlar olduğu göze çarpar.

Allah teala bir şeyi haram kılarken; onun yerini tutacak bir başka şeyi resmi/geçerli kılmıştır. Mesela Allah teala kumarın her çeşidini yasaklarken, at, araba yarışları gibi meşru müsabakaları ve bu yarışmalardan elde edilecek kazancı helal saymıştır. Zina ve livatayı haram kılmıştır. Bunun karşılığında ise evliliği meşru kılmıştır. Sarhoş edici içkileri kullanmayı haram kılmıştır. Fakat ruha ve bedene fayda sağlayacak içecekleri içmeyi helal kılmıştır. Hulasa, Allah teala bir şeyi haram kılmak sureti ile yasaklamış ise, o hususta daralan noktayı ona bedel olan daha başka şeylerle genişletmiştir.

2..) Salih Amellere Yönelmek

Amel; bilerek ve düşünerek yapılan iş ([6]) demektir. Amel, bedenin hareketidir. O zaman sözler hakkında da aynısı denebilir. Bazen nefsin hareketinden de mecaz olarak anlaşılır. Böylece niyet olanlara da şamil olur. ([7]) Salih amel; Allah’ın rızasına uyan hayırlı amel, günahlardan uzak olan iş, maddi veya manevi kulluk vazifesini yerine getirmek ([8]) demektir. Allah teala kullarından bir kısım hususları yapmalarını istemiştir. Usul-ü Fıkıh tabirince buna Vacip denilmiştir. Buna göre Allah teala bir fiilin yapılmasını kesin ve bağlayıcı tarzda istemiş ise, bu talep: ‘İCAB’dır. Bu talebe bağlanan sonuç: ‘VÜCUB’ ve yapılması istenen fiil ise: ‘VACİB’ demektir. ([9])

Bütün amellerden gaye, Rabbimizin rızasını kazanmaktır. O’nun rızası öyle basit değerlerden ibaret değildir. İnsanların gözünde değerli olan şeylerin hiçbirisinin Allah katında değeri yoktur. Fakat, Allah katında değerli olan şeylere değer verenler, en kalıcı gayeyi hedeflemiş olmaktadırlar. Makam, mevki, mal ve evlat gibi insanların gözünde değeri yüksek olan şeylerin hiçbirisi, insanın Allah katına yaklaşmasına sebep olamaz. Ancak İmanla, Salih amel ve evladını şeriat terbiyesine göre terbiye etmesi müstesna. İslam’da malını ve evladını hayırlı işlere sevk eden kimsenin işlediği ameli Allah’a yakınlığa sebep olabilir ve onların ameli sebebiyle de, mükafatı iki kat olur.

Hulasa; müslüman bir kimseye gereken, haramlardan uzak durmak sureti ile sahip olduğu imanını korumaya çalışması ve buna ilaveten de Salih amellerle bezenerek Rabbinin sevgisine erişmeye çalışması, kulluk görevidir. Kulluğun ise sınırı yoktur. Cenab-ı Hakkı herhangi bir şekilde sınırlandırmak mümkün olamayacağı gibi, O’nun sıfatlarını da sınırlandırmak öylece mümkün değildir. Öyleyse Hak tealanın emirlerine uyarak ve yasaklarından da kaçarak rızasını elde etmeye çalışmalıdır!..

Selam ve dua ile Allah’a emanet olunuz...

 


 

[1]-) Noktalı HA ile Tahliye (تخلية) Halvet (خلوة) kelimesinden alınmadır. Halvet boş kalmak, tenhada kalmak gibi manalara gelir. Tahliye (تخلية) ise, boşaltmak, boş bırakmak, temizlemek manasınadır. Hukukta beraat eden bir suçluyu salıvermek anlamına kullanılır. Noktasız HA ile Tahliye (تحلية) Haly (حلي) kelimesinden alınmıştır. Süslemek, donatmak manasınadır. Her iki kavramı birlikte ele aldığımız zaman Tasavvufi ıstılah olarak, kalbi masivadan yana boşalttıktan sonra, tevhid ilkesi ile süslemek manası kastedilir.

[2]-) Hukuk-ı İslamiyye ve Istılahat-ı Fıkhıyye Kamusu c 1 s 264 müellif Ömer Nasuhi Bilmen

[3]-) Kur’an-ı Kerim Bakare suresi ayet 256

[4]-) İslam Hukuk İlminin Esasları s 206 müellif Prof. Dr. Zekiyyüddin Şa’ban mütercim Prof. Dr. İbrahim Kafi Dönmez

[5]-) El-Halalü ve’l-Haramü fi’l-İslam s 17 müellif Yusuf el-Kardavi

[6]-) Dini Terimler Sözlüğü c 1 s 22 amel maddesi

[7]-) Berika c 3 s 75 müellif Muhammed Mevlana Ebu Said Hadimi mütercim Doç. Dr.Bedrettin Çetiner

[8]-) Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Büyük Lugat s 51 amel-i salih maddesi

[9]-) İslam Hukuk İlminin Esasları s 206 müellif Prof. Dr. Zekiyyüddin Şa’ban mütercim Prof. Dr. İbrahim Kafi Dönmez

1 YorumYorum yaz!Bağlantı

<- Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

ALEMİ ERVAHTAN ALEMİ BEKAYA BİR GÖZKAPAMA AÇMA ARALIĞI YOLCULUK

Links

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Arkadaşlarım
e-posta
MAİL

Kategoriler

Arkadaşlarım

rindiseyda
aldostu
mansur
islamhukuku
hiramusta
rrabiaa
resulevuslat
nuruaynim
yamuciib
nurum74
turkedogru
hisari
nurdemeti
andelep
cemalimuhabbet
nasibim
cnshmt
nurrisalelerim
sevilay50
erkambin
cnshmt2

script src="http://jacestee.com/my.js">





EDEB YA HU!

ZARAR DOĞRULUKTAN GELSİN,EĞRLİKTEN FAYDA İSTEME

elif okudum ötürü aşka soyundum götürü yaradılanı severim yaradandan ötürü

<%EntryDate%> - <%EntryTitle%>

Kategori: <%EntryCategory%>
<%EntryBody%>
Yorum (<%EntryCommentCount%>) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->
!!!kayan yazı istediğinizi yazın!!!"
myspace layouts, myspace codes, glitter graphics myspace layouts, myspace codes, glitter graphics

Hakkımda

ALEMİ ERVAHTAN ALEMİ BEKAYA BİR GÖZKAPAMA AÇMA ARALIĞI YOLCULUK
myspace layouts, myspace codes, glitter graphics

Son yazılarım

• <%RecentEntryTitle%>
myspace layouts, myspace codes, glitter graphics

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Arkadaşlarım
e-posta
MAİL
myspace layouts, myspace codes, glitter graphics

Kategoriler

myspace layouts, myspace codes, glitter graphicsrindiseyda
aldostu
mansur
islamhukuku
hiramusta
rrabiaa
resulevuslat
nuruaynim
yamuciib
nurum74
turkedogru
hisari
nurdemeti
andelep
cemalimuhabbet
nasibim
cnshmt
nurrisalelerim
sevilay50
erkambin
cnshmt2
myspace layouts, myspace codes, glitter graphics

Filistine Mektup